Sarı Kantaron
(Hypericum perforatum)
Yazın orman yürüyüşlerinde sık sık karşılaştığım ve çok sevdiğim Sarı Kantaron (Hypericum perforatum), göz kamaştıran sarı çiçekleriyle orman zeminini kaplar. Ancak bu sarı güzelliğin içinde kırmızı bir sır saklıdır.
Bitkiyi parmaklarınız arasında ovuşturursanız, reçinemsi kokulu kan kırmızısı bir yağ (hypericin) çıktığını görürsünüz. Bu yağ 2500 yıldır şifa için kullanılmaktadır.
Hristiyanlık inancına göre bitkinin bu kırmızı yağı, 12 havarinin en genci olan ve kafası kesilerek öldürülen Aziz Yuhanna'nın (St. John) kanını simgeler.
Bu yüzden İngilizcede bu bitkiye "St. John’s Wort" (Aziz Yuhanna Otu) denir. Tarihte Hipokrat deliliği tedavi etmek için, Haçlılar ise savaş yaralarını sarmak için bu bitkiyi kullanmışlardır.
Eski bir inanışa göre, yılın en uzun günü olan 21 Haziran'da (Aziz Yuhanna Günü arifesi) bu bitkinin bir dalını yastığınızın altına koyup uyursanız, Aziz Yuhanna rüyanıza girip "bir yıl daha yaşayacağınızı" söylermiş.
Eğer rüyanızda Azizi görmezseniz... Eh, o kısmını düşünmesek daha iyi! Eski çağlarda bu bitkinin nazara, yangına ve kötü güçlere karşı bir tılsım olduğuna da inanılırdı.
İnsanlar için şifalı olsa da, mera hayvanları için tehlikelidir. Bu otu yiyen hayvanlarda düşük yapma, ışığa karşı aşırı duyarlılık ve depresif davranışlar görülür. Bu nedenle bazı ülkelerde "istilacı zehirli ot" statüsündedir.